Erdem: Eğitimde Amaç

Felsefenin Bir Ürünü Olarak Eğitim söyleşi dizisinin Erdem: Eğitimde Amaç başlıklı son oturumuna konuşmacı olarak İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden Prof. Dr. Cengiz Çakmak ve Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümünden Doç. Dr. Çetin Balanuye katılmışlardır. 26 Mayıs 2018’de gerçekleştirilen söyleşi Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Konferans Salonunda düzenlenmiştir.

Felsefenin Bir Ürünü Olarak Eğitim -8- | Erdem: Eğitimde Amaç

Söyleşide konuklara şu sorular yöneltilmiştir:

Soru 1

Pedagojide 5N olarak bilinen soruların hem ilki hem de en önceliklisi olan Niçin öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz?[1] sorusu adeta kadim bir şekilde daima etik bir zeminde yanıtlanmış ve bu yanıt eğitimin genel amacı olarak ifade edilmiştir. Halen eğitime ilişkin hemen her yasa, yönetmelik ve projede en başta dile getirilen bu amaç, erdemli ya da ahlaklı insanı hedefler. Bununla birlikte pek çok eğitim tarihçisi tarafından, bilhassa 19.-20. yüzyıllardan itibaren bu niçin sorusunun öncelikli konumunu giderek yitirerek, yerini ne ve nasıl sorularına bıraktığını ifade ediliyor.  Nitekim günümüzde enstrümanlarını öncelikli olarak etikten değil de epistemolojiden alan eğitim anlayışlarının içinde bulunmamız da buna bağlanıyor.

Bu noktada, sizlerin görüşlerinizi almak isteğimiz ilk konular şunlar:

  • İlkin eğitimin kadim olarak etik bir kökeni var mıdır sizce de?
  • Başat enstrümanlarını epistemoloji yerine etikten alan bir eğitim düşünülebilir mi? Bir başka ifadeyle enstrümanlarını epistemoloji yerine etikten –hatta ontolojiden alan bir eğitim sistemi geliştirmek mümkün müdür? Şayet geliştirilebilirse bunun için nasıl bir yol izlemek gerekir?  

Soru 2

Felsefe tarihine baktığımızda filozofların birçoğunun etik alanda göreliliğe karşı bir mücadele içinde olduğunu görüyoruz[2]. Öyle ki, bu mücadelede etiğin göreli bir zemin yerine evrensel bir zemine oturtulması için genellikle mantıksal araçlara başvuruluyor.

Bu konuya ilişkin görüşlerinizi almak istediğimiz hususlar şunlar:

  • İnsanların mümkün olduğu ölçüde erdemli bir şekilde yaşamaları gerektiğini açıklamak için ayrıntılı mantıksal önermeler dizisi oluşturmak zorunda mıyız?
  • Mantıksal araçlar kullanmadan da evrensel ya da genel geçer bir etik oluşturamaz mıyız?
  • Ve son olarak eğitim özelinde, mantıksal araçlar kullanmadan eğitime evrensel etik bir amaç biçemez miyiz?

Soru 3

Bu söyleşi dizimizde son sorularımızı Türkiye özelinde yöneltiyoruz konuklarımıza.

Ülkemizin üniversiteleri, 20. yüzyılın sonlarından itibaren dünya genelindeki gelişmelere paralel olarak bir yandan giderek mühendislik sektörünün çalışan ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanan bir yapıya bürünürken, 21. yüzyılla birlikte bir yandan da bir tür sertifika dağıtan kurumlara dönüşmeye başladı. Bu gelişmelere karşın son yıllarda bir de “değerler eğitimi”, “karakter eğitimi” gibi daha çok da çocuklara yönelik bir takım programlar da birer yabancı dil kursu gibi yayılmaya başladı.

  • Sorumuz şu: Hemen hemen her birimizin birkaç kuşak öncesinde okuma yazma eğitiminden dahi yoksun ailelerin çocukları olduğumuzu göz önüne alırsak, Türkiye’ye özgü bir eğitim tarihini nereden başlatmak gerekir sizce? Bu tarihin getirdiği noktada 21. yüzyıldaki eğitim tablomuz doğru renklerle mi boyanmaktadır şu an? Ya da günümüzde nasıl renkler işgal etmelidir bu tabloyu? Bu hususlarda daha çok da önerilerinizi dinlemek istiyoruz.

[1] Beş sorunun tamamı şu şekildedir: Nasıl öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz, Ne öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz, Nerede öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz, Ne kadar öğrendik/öğrettik. Eğitime ilişkin bu beş soru yaygın olarak Amaç, Yöntem, İçerik, Mekân ve Sonuç başlıkları olarak da ifade edilir.    

[2] Kuşkusuz felsefe tarihinde etiği göreli bir zeminde ele alan pek çok filozof da bulunmaktadır. Soruyu hazırlayan kişinin buradaki kastı, olasılıkla sofistlerin göreliliğine karşı mücadele eden ve felsefe tarihini önemli bir şekilde belirlemiş olan Sokrates ve Platon düşüncesini takip eden tarihsel süreç olsa gerek. Bununla birlikte Aristoteles’in bu izleği takip etmediği de açıktır. Bu noktada ben, kendi adıma soruyu çok anlamlı bulduğum ve kullanılan ifadenin sorunun amacına bir zarar vermediği kanaatini taşıdığım için ifadeyi aynen korumayı tercih ettim. Moderatörün notu.

Erdem: Eğitimde Amaç

Etkinlik Künyesi

Düzenleyenler

  • Felsefe Kültür Sanat Derneği
  • Çankaya Belediyesi

Konuşmacılar

  • Prof. Dr. Cengiz Çakmak | İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
  • Doç. Dr. Çetin Balanuye | Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi

Tarih ve Saat

  • 26 Mayıs 2018 Cumartesi | 14.00 

Adres

  • Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi | Yaşar Kemal Konferans Salonu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.